Nasrettin Hoca’nın karısı
Nasreddin Hoca‘ ya dert yaniyorlar:
-Yahu Hoca senin kari çok geziyor.
Hoca :
-Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.
Nasreddin Hoca‘ ya dert yaniyorlar:
-Yahu Hoca senin kari çok geziyor.
Hoca :
-Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.
Dünyanın En Akıllı Adamı – Nasrettin hoca fıkrası oku:
Bir kesis dünyanin en akıllı adamıni bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddinhocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis
ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis, nasreddin
hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs,
kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde
bölmüs,hocada
dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,
kesis elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,
hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesis
büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.
Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,
ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim,
daha sonra tepsiyi dörde böldü
o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altindan atesi
hafif hafif
almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim.
Mesele çatallaştı,kara kaplı kitap ne diyor ? – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Kasabalılar, Nasreddin Hoca’ya Kadı’dan yakınmışlar: “Kadı efendi çok menfaatçi bir adam.Aynı suça bazen beraat, bazen de çok ağır ceza veriyor.Hak hukuk tanımıyor, nereden menfaati varsa o taraftan oluyor.Münafık bir adamdır.Bundan nasıl kurtuluruz” demişler.
Hoca durumu mülki amirlere bildirmişse de,onları pek inandıramamış. “Nasıl ispat edersin” demişler.
Hoca’mız, Kadı efendinin tanımadığı bir müfettişin kendisine gönderilmesini ve beraberce Kadı’yı ziyaret etmelerinin yeterli olacağını mülki amire, (vali’ye) anlatmış. Kabul etmişler. Kararlaştırılan günde müfettiş bey kasabaya, Nasreddin Hoca‘nın konuğu olarak gelmiş.
Kimliğini gizli tutarak, kasaba eşrafından beş altı kişiyle beraber kadı efendiyi ziyarete gitmişler.Hoş beşten sonra, Hoca , Kadı efendiye :
-“Efendi” demiş. “Kırda sığırlar yayılırken bir alaca inek, -sanırım sizinki- bizim ineği karnından boynuzlayıp öldürmüş. Buna ne gerekir ?”
- “Bunda sahibinin ne kabahati var ?” demiş
Kadı, “Hayvandan kan davası edilmez.”
Hoca sözünü değiştirmiş:
- “Yok yok yanlış söyledim, bizim inek sizinkini öldürmüş !”
Bunu duyan kadı efendi hızla yerinden kalkıp, raftaki Kanun kitabına uzanırken;
- “Haa mesele şimdi çatallaştı, bakalım kara kaplı kitap ne diyor?” demiş.
Acemi bülbül bu kadar öter – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Nasrettin Hoca bir gün, yol kenarındaki hayrat ağaçlardan birine çıkmış, incir yemeğe başlamış. Yanından geçen bir yolcu seslenmiş:
- “Hey ! Sen kimsin ? Ne yapıyorsun orada ?”
- “Ben bülbülüm” demiş Hoca.
Adam :
- “Öyleyse öt bakalım” deyince, Hoca karga gibi
acayip sesler çıkarmış.
- “Bu ne biçim bülbül sesi yahu”, demiş adam.
“Bülbül hiç böyle mi öter.”
- “Ne yapalım” demiş Hoca, “Acemi bülbül bu
kadar öter!”
Anası ağlayacak – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Nasreddin Hoca bir gün hamama gider. Hamamcılar onunla hiç ilgilenmez, eski bir peştamal, yırtık bir havlu verirler. Hoca sesini çıkarmaz. Hamamdan çıkarken uzatılan aynaya yüklüce bir bahşiş bırakır. Bir hafta sonra aynı hamama geldiğinde, bu kez büyük ikramlar görür, fakat çıkarken aksine pek az bir bahşiş bırakır.
-“Efendi” der hamamcılar, “gösterdiğimiz o kadar ilgiye, saygıya karşı bu kadarcık mı bahşiş verilir?”
- “Bugün verdiğim, geçen haftanın bahşişiydi” der Hoca, “geçen hafta verdiğim de bugünkü hizmetinizin karşılığıydı. Böylece ödeştik !”
Anası ağlayacak – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Nasrettin Hoca‘nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince :
- “ Baba, bütün paramı şu çömleklere yatırdım” demiş. “ Hava güneşli olurda zamanında hepsi kurursa zengin olacağım. Ama yağışlı olursa anam ağlayacak!”
Nasrettin Hoca oradan ayrılıp başka bir köyde oturan büyük oğluna uğramış.
Oğlu :
- “ Baba, varım yoğum şu tarlada, zamanında rahmet yağarsa zengin oldum gitti. Kuraklık olursa anam ağlayacak” demiş.Hoca eve canı sıkkın dönmüş.
Karısı :
- “Hayrola efendi, yüzün neden asık” demiş.
- “Benimki bir şey değil” demiş Hoca, “asıl Sen kendi halini düşün.Yağmur yağsa da yağmasa da bizim oğlanlardan birinin anası ağlayacak”.
Oğlumun babası öldü – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Bir gün Nasreddin Hoca’yı siyah elbiseleriyle
görenler:
- “Ne oldu Hoca efendi” demişler, “bu gün
karalar giymişsin?”
- “Oğlumun babası öldü de …” demiş Hoca,
- “O’nun yasını tutuyorum.”
Bindiği dalı kesmek – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Nasreddin Hoca, köy meydanındaki koca çınar ağacının üzerine çıkmış, elindeki balta ile bindiği dalı kesmeğe başlamış.
Görenler :
-“Aman Hocam, bindiğin dalı kesiyorsun, düşeceksin!”
diye bağırmağa başlamışlar.
Hoca kesmeğe devam ederek seslenmiş:
-“Bu dalı kesenin yere düşeceğini hepiniz akıl
ettiniz de, ben size yıllardır ahiretin dalı olan dünyanızı
keserseniz cehenneme düşersiniz diyorum,
neden hâlâ akıl edemiyorsunuz!!!…”
İnsanlar gibi düşünür – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken, bir papağanın on iki altına satıldığını görünce şaşıp kalarak yanındakilere sormuş:
- “Bu kuş neden bu kadar para ediyor ?”
- “Bu papağandır” demişler, “konuşur.”
Nasrettin Hoca doğru evine gitmiş. Hindisini koltuğunun
altına alıp pazara getirmiş.
- “Kaça hindi ?” diye sormuşlar.
- “On beş altın” demiş Hoca.
- “Bir hindi on beş altın eder mi ?” demişler.
- “Görmüyor musunuz !” demiş Hoca; “yumruk
kadar papağanı on iki altına satıyorlar.”
- “Onun marifeti var, insan gibi konuşur. Ya
seninki ne yapar ?” diye sormuşlar.
- “O düşünmeden konuşur” demiş Hoca ; “Bu
da insanlar gibi düşünür.”
Çok Şükür – Nasrettin Hoca Fıkrası oku :
Nasrettin Hoca merkebini kaybetmiş, hem arar, hem kendi kendine:
Birisi onun böyle şükrettiğini işitince merak ederek sormuş.
Nasrettin Hoca şu cevabı vermiş:
fıkra yorumları